Ana sayfan Yap   Favorilerine Ekle   E-Posta   Tavsiye Et   İletişim 
Bugün : 23 Kasım 2017   
 
 
 

Ana Sayfa

Haberler

Forum

F.Galeri

Üyeler

Sms

Z.Defteri

Video

Mp3

Canlı Y.yurt

Linkler

Radyo

YesTube
 
Forumdaki Son Cevaplar : SİTEMİZİN ALAN PARASINI YATIRARAK SİTEMİ..(MalatyaHaber) SAİME ÖZGÜR VEFAT ETTİ..(Yesilyurt) HASAN HÜSEYİN ÖZTÜFEKÇİ VEFAT ETTİ..(onbasioglu) İBRAHİM GÜRER VEFAT ETTİ..(Yesilyurt) HAYRETTİN KELEŞ VEFAT ETTİ..(Yesilyurt) İFAGAT KORKMAZ VEFAT ETTİ..(onbasioglu) VAHAP ÖNAL VEFAT ETTİ..(onbasioglu) HASAN GÜRER VEFAT ETTİ..(Yesilyurt) AYDINLATMA LAMBALARI..(onbasioglu) AHMET BAYRAM İNCİ VEFAT ETTİ..(onbasioglu)
Dalbastı Kirazı Ne Mutlu Türküm Diyene !
Kullanıcı Adı : Şifre : Güvenlik :852421 Hatırla :

  Yesilyurtunsesi.com (Yeşilyurt / MALATYA) Forum || Biyografi
   AHİ EVRAN KİMDİR? -->Bu Konuyu Şu Anda(1) Kişi Okuyor

| Word belgesi olarak kaydet

Üye
onbasioglu
[Orgeneral]

Üye Durumu
Üyelik Bilgileri Mesaj sayısı : 1712
Giriş sayısı : 4199
Konu puanı : 0  Toplam P : 110
Konuya Puan ver
Üye bilgileri

Olgunluk                     
85%
Aktiflik
83%
Verimlilik
85%
Kan Grubu :
Bu konu 30.06.2009 01:31:43 tarihinde, onbasioglu tarafindan açildi.

Resimler Sadece üyeler içindir!


AHİ EVRAN KİMDİR?

Ahi Evran, bugün İran sınırlarında yer alan, devrinin önemli kültür merkezlerinden Hoy kasabasında doğmuştur. Ahi Evran’ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak birçok kaynakta yer alan 93 yıl ömür sürdüğü bilgisinden hareketle, Hicrî 659’da (1261) öldüğü göz önünde bulundurulduğunda Ahi Evran’ın hicrî 566 (1171) yılında doğduğu anlaşılmaktadır.

Anadolu’da Ahilik teşkilâtının kurucusu ve 32 esnaf zümresinin pîri kabul edilen Ahi Evran’ın asıl adı Mahmud’dur. Babasının adı ve doğum yerine nispeten Mahmud bin Ahmed el-Hoyî (Hoylu Ahmet’in oğlu Mahmut) denmiştir. Künyesi Ebu’l-Hakâyık (hakikatlerin babası), lakabı Nasîrüddîn’dir (dinin yardımcısı). Ahi şecerenâmelerinde ise Nimetullah (Allah’ın nimeti) olarak anılmaktadır.

Evran (evren), Türkçe bir kelime olup “yılan, ejderha” anlamlarına gelmektedir.


Ahi Evran’ın çocukluğu ve ilk tahsil devresi, memleketi olan Azerbaycan’da geçmiş, gençliğinde Horasan ve Maveraünnehir’e giderek o yörede büyük üstatlardan ders aldı. Herat’ta zamanın en büyük âlimlerinden olan Fahruddîn-i Râzî’nin derslerine devam ederek ondan aklî (fen) ve naklî (din) ilimleri öğrendi.

B ir hac yolculuğu esnasında Râzî’nin talebelerinden ve evliyâdan Şeyh Evhadüddîn Hamid Kirmânî ile tanıştırılan Ahi Evran, daha sonra onun talebeleri arasına katılmış ve bağlılığını Evhadüddîn’in vefatına kadar sürdürmüştür.

Ahi Evran, Bağdat’ta iken fütüvvet teşkilâtının ileri gelen şeyhleriyle münasebette bulunduğu gibi, başta Evhadüddîn Kirmânî olmak üzere birçok üstattan yararlanmıştır. Bağdat’ın o yıllarda İslâm dünyasının en büyük ilim, sanat ve irfan merkezi oluşu, Ahi Evran’ın çok yönlü bir ilim ve fikir adamı olmasında etkili olmuştur. Tefsir, hadis, kelâm, fıkıh ve tasavvuf gibi dinî ilimler yanında felsefe ve tıp sahasında da sivrilmiş ve bu konularda eserler vermiştir.

Muhyiddîn İbni Arabî ve hocası Evhadüddîn Kirmânî’yle birlikte 602 (1205) yılında Anadolu’ya gelen Ahi Evran, Evhadüddîn’le birlikte çeşitli Anadolu şehirlerini dolaştı. Vaazlarında bir yandan esnafa dünya ve ahiret işlerini düzenli hâle getirmeleri için nasihatlerde bulunurken öte yandan yaklaşan Moğol tehlikesine karşı Anadolu halkının kuvvetlenip teşkilâtlanması için çalışmıştır.
Ahi Evran Anadolu’ya geldikten kısa bir müddet sonra Kayseri’ye yerleşerek burada bir debbağ (deri işleme) atölyesi kurdu. Debbağlık yaparak (deri tabaklayarak) geçimini temin eden Ahi Evran, bilhassa sanat sahibi kimseler arasında çok sevilmiştir. Bugünkü manada esnaf teşkilâtı diyebileceğimiz Ahilik müessesesini kurarak birçok şehir ve kasabada teşkilâtlanmasınısağlamıştır. Ahi Evran-ı Velî, tarih boyunca debbağların pîri ve 32 çeşit esnaf ve sanatkâr zümresinin lideri olarak kabul edilmiştir.


Ahi Evran,625 (1227-28) yılından sonra muhtemelen Sultan I. Alâaddîn Keykubad’ın (saltanatı 618-634 / 1221 -1237) isteği ile Konya’ya yerleşti. Burada hem sanatını icra ediyor, hem de müderrislik yapıyordu. Konya’da bulunduğu müddetçe gayet müreffeh ve itibarlı bir hayat süren Ahi Evran, Sultan I. Alâaddîn Keykubad’dan devamlı destek ve himaye görmüş ve bu arada yazdığı bazı eserleri sultana sunmuştur.

Anadolu Selçuklu Devleti’ne karşı meydana gelen bir hadise bahanesiyle, nüfuzundan rahatsız olan bazı kimselerin şikâyeti üzerine Ahi Evran tutuklanıp hapsedildi. Ahi Evran ile birlikte pek çok Ahi ileri geleni beş yıl süreyle Konya’da tutuklu kalmışlardır.



1243 yılında Anadolu’ya saldıran Moğollar’ın Kayseri şehrini kuşatmalarına direnen Ahiler, kale muhafızlarıyla birlikte şehri on beş gün savundular. Moğolların tam vazgeçecekleri sıra bir Ermeni dönmesi olan Kayseri iğdişbaşısının Moğol Komutanı Baycu Noyan’la gizlice anlaşması sonucunda Moğollar kente girerek Ahileri kılıçtan geçirdiler. Bu sırada Konya’da tutuklu bulunan Ahi Evran bu katliamdan kurtuldu.

II. Gıyaseddîn Keyhüsrev’in ölümünden (642 / 1245) sonra saltanat naibliğine getirilen Celâleddîn Karatay, tutuklu Ahi ve Türkmenleri serbest bıraktı. Ahi Evran, Denizli’ye giderek orada bir yıl kadar kaldı. Selçuklu tahtına geçen Sultan II. İzzeddîn Keykâvus’un çağrısı üzerine Konya’ya dönerek muhtelif medreselerde ders vermeye başladı.


Ahi Evran’ın Konya’ya dönüşünden bir müddet sonra Mevlânâ’nın hocası Şems-i Tebrizî’nin, bir suikast sonucunda öldürülmesi (645 / 1247) üzerine kimi çevreler, bu olayda Mevlânâ’nın oğlu Alâaddîn Çelebi’nin de parmağı olduğu iddiasını yaymışlardı. Bu şartlar altında Konya’da kalamayan Alâaddîn Çelebi Kırşehir’e nakletmiştir ki, Ahi Evran’ın da aynı zamanda Kırşehir’e yerleşmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Ahi Evran ömrünün son on beş yılını Kırşehir’de geçirdi.

Türkmenler ve Ahiler, IV. Kılıç Arslan’ın (saltanatı 1257-1266) yönetimi ele geçirmesinden sonra Moğolların baskısıyla yaptığı atamalar sebebiyle, sultana ve Moğollara karşı direnişe geçmişlerdi. En güçlü direnmenin vuku bulduğu Kırşehir’de, IV. Kılıçarslan ve Moğol ilhanı, Kırşehir Emiri Nureddîn Caca’yı bu isyanı bastırmakla görevlendirdi. İsyan, Nureddîn Caca yönetimindeki Moğol kuvvetlerince çok kanlı bir biçimde bastırıldı. Moğollar tarafından yapılan katliamda öldürülenlerin arasında Ahi Evran ve Mevlânâ’nın oğlu Alâaddîn Çelebi’nin de bulunduğu anlaşılmaktadır.



Ahi Evran’ın ölümü veya öldürülüşü konusu yakın zamana kadar üzeri sisli bir konuydu. Ancak son yıllarda ortaya çıkartılan kimi belge ve bilgiler Ahi Evran’ın şehiden katledildiği ihtimalini oldukça güçlendirmektedir.

Ahi Evran-ı Velî, Kırşehir’de Ahi Evran Mahallesi’ndeki Ahi Evran Câmii bitişiğindeki bütün gün ziyarete açık olan türbesinde medfundur.


AHİLİK NEDİR?

AHİ KELİMESİNİN KÖKENİ VE ANLAMI

“Ahi” kelimesinin kaynağı hakkında iki farklı görüş vardır: Bunlardan biri, kelimenin Arapça “kardeşim” demek olan “ahî” kelimesinden, ikincisi ise, Dîvânu Lugâti’t-Türk ve Atabetü’l-Hakâyık gibi kaynaklarda geçen ve “eli açık, cömert” anlamlarına gelen Türkçe “akı” kelimesinden geldiği
görüşüdür. Ahi kelimesinin Türkçe kökenli olduğunu ileri sürenlere göre, “akı” kelimesi Türkçede çok görülen bir ses olayı olan (k > h) değişimiyle “ahı” şekline dönüşmüş ve nihayet “ahi” olmuştur. Dilimizin kuralları içinde bu ses olayının birçok örneği vardır.

Bir kavram olarak ise Ahilik, İslâm dünyasında Abbasi halifesi Nâsır Li-dînillâh tarafından kurumlaştırılan “fütüvvet” kurumunun, Anadolu’da 13. yüzyıldan itibaren millî ve yerli unsurlarla donanmış bir şeklidir.

Ahilik, Türk esnafının hayat anlayışına ve dünya görüşüne uygun olması sebebiyle daha çok esnaf arasında gelişmiş olmakla birlikte esnaf dışından da çeşitli meslek erbabını bünyesinde barındıran, Ahi Evran-ı Velî önderliğinde Anadolu’da, Anadolu dışında Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkaslar’a kadar yayılan sivil bir yapılanmanın adıdır.


Daha geniş bir açıdan bakacak olursak Ahilik; temel kaynakları olan “fütüvvetnâmeler”de yer alan insanî erdem ve prensipleri benimsemek ve savunmak esasına dayalı, bireylerin kişilik ve ahlâk bakımından da donanımlarını amaçlayan bir “insanlık kurumu”dur.

AHİLİĞİN TEMEL İLKELERİ

İyi huylu ve güzel ahlâklı olmak,
- İşinde ve hayatında, kin, çekememezlik ve dedikodudan kaçınmak,
- Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak,
- Gözü, gönlü ve kalbi tok olmak,
- Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst olmak,
- Cömert ve kerem sahibi olmak,
- Küçüklere sevgili, büyüklere karşı edepli ve saygılı olmak,
- Alçakgönüllü olmak, büyüklük ve gururdan kaçınmak,
- Ayıp ve kusurlarını örtmek, gizlemek ve affetmek,
- Hataları yüze vurmamak,
- Dost ve arkadaşlara tatlı sözlü, samimi, güler yüzlü ve güvenilir olmak,
- Gelmeyene gitmek, dost ve akrabayı ziyaret etmek,

- Herkese iyilik yapmak, iyiliklerini istemek,
- Yapılan iyilik ve yardımı başa kakmamak,
- Hakka, hukuka uymak, hak ölçüsüne riayet etmek,
- İnsanların işlerini içten, gönülden ve güler yüzle yapmak,
- Daima iyi komşulukta bulunmak, komşunun eza ve cahilliğine sabretmek,
- Yaratandan dolayı yaratıkları hoş görmek,
- Hata ve kusurları daima kendi nefsinde aramak,
- İyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak,
- Fakirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan şeref duymak,
- Zenginlere, zenginliğinden dolayı itibardan kaçınmak,
- Allah için sevmek, Allah için nefret etmek,
- Hak için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmamak,
- Emri altındakileri ve hizmetindekileri korumak ve gözetmek,
- Açıkta ve gizlide Allah'ın emir ve yasaklarına uymak,
- Kötü söz ve hareketlerden sakınmak,
- İçi, dışı, özü, sözü bir olmak,
- Hakkı korumak, hakka riayetle haksızlığı önlemek,
- Kötülük ve kendini bilmezliğe iyilikle karşılık vermek,
- Belâ ve kötülüklere sabır ve tahammüllü olmak,
- Müslümanlara lütufkâr ve hoş sözlü olmak,
- Düşmana düşmanın silahıyla karşılık vermek,
- İnanç ve ibadetlerinde samimi olmak,
- Fani dünyaya ait şeylerle öğünmemek, böbürlenmemek,
- Yapılan iyilik ve hayırda hakkın hoşnutluğundan başka bir şey gözetmemek,
- Âlimlerle dost olup dostlara danışmak,
- Her zaman her yerde yalnız Allah'a güvenmek
- Örf, adet ve törelere uymak,
- Sır tutmak, sırları açığa vurmamak,
- Aza kanaat, çoğa şükrederek dağıtmak

AHİ İÇİN “AÇIK” ve “KAPALI” OLAN ŞEYLER

Açık olanlar:

1. Ahinin eli açık (cömert) olmalı

2. Kapısı açık olmalı (konuk sever) olmalı

3. Sofrası açık olmalı (ikramdan kaçınmamalı)

Kapalı olanlar:

1. Ahinin gözü kapalı olmalı (kimseye kötü gözle bakmamalı, kimsenin ayıbını araştırmamalı)

2. Beli kapalı olmalı (kimsenin ırzına, namusuna, haysiyet ve şerefine tasallut etmemeli)

3. Dili kapalı olmalı (kimseye kötü söz söylememelidir)


AHİLİĞE KABUL EDİLMEYEN ZÜMRELER

Fütüvvetnâmelerde kimlerin Ahiliğe kabul edilmeyecekleri açıklanmıştır. Ahiliğin kapısının iyi, ahlâklı olan herkese açık olduğu belirtilmiştir. Ahiliğe kasap gibi kan dökücüler, Tellal gibi bağırıp çağıranlar, Avcılar gibi hileye başvuranlar vs. alınmaz. Ahiliğe kabul edilmeyenler şu şekilde sıralanmıştır:

- Kafirler
- Münafıklar
- Müneccimler
- İçki içenler
- Tellallar (yalan söyleyen reklâmcılar)
- Pişekârlar (sözünde durmayanlar)
- (zalim) Kasaplar
- (gaddar) Cerrahlar
- Sayyadlar (avcılar)
- Muhtekirler (karaborsacılar)
- Kem gözlüler
- Ayıp arayanlar
- Cimriler
- Gıybet edenler
- Bühtan kılanlar (iftiracılar, yalancılar)

KİŞİYİ AHİLİKTEN DÜŞÜREN ŞEYLER

Ahlakî özelliklerden bazılarını kaybeden Ahilerin, Ahilik yolundan ayrılmış olacakları fütüvvetnâmelerde geniş bir şekilde yer almaktadır. Ahlâkî davranış bozuklukları Ahilik kurumunda afet olarak kabul edilir ve bunlarla mücadele edilir. Kişiyi Ahi'likten düşüren afetler şunlardır:

- İçki içmek
- Zina etmek
- Livata etmek
- Gammazlık
- Münafıklık
- Kibir
- Haset
- Kin
- Yalancılık
- Sözünde durmamak
- Hıyanet
- Namahreme bakmak
- Ayıp aramak
- Nekeslik
- Gıybette bulunmak
- Bühtan
- Hırsızlık
- Haram yemek


Görüldüğü gibi; Ahilik müessesesinde afet olarak sayılan ahlâk bozuklukları, aynı zamanda toplum düzenini sarsan, hatta toplumların yok olmalarına sebep olan hastalıklardır.


Resimler Sadece üyeler içindir!


--------------------
İmzaGülmeyi unuttum gülemiyorum, Türküm ezilmem ezemiyorum, Esire iskence edemiyorum, Dogru yoldan çıkamıyorum, Ülkeme ülküme bağlıyım ben, Verdigim sözden dönemiyorum, Türküm, Türkden başkasını sevemiyorum, Yeminim var allahıma, Ülkemi Satamıyorum..!

 
30.06.2009 01:31:43
                                        

Reklam Botu


Üye
arzuesra
[Abone Üye]


Üye Durumu
Üyelik Bilgileri Mesaj sayısı : 238
Giriş sayısı : 588
Toplam P : 10
Üye bilgileri

Olgunluk                     
77%
Aktiflik
11%
Verimlilik
11%
Kan Grubu:
Bu konu 30.06.2009 03:10:53 tarihinde, arzuesra tarafindan cevaplandi.

emegine yüregine saglık.


--------------------
İmza arzu
30.06.2009 03:10:53
        

Üye
Sila44
[Korgeneral]


Üye Durumu
Üyelik Bilgileri Mesaj sayısı : 1264
Giriş sayısı : 789
Toplam P : 3
Üye bilgileri

Olgunluk                     
48%
Aktiflik
15%
Verimlilik
63%
Kan Grubu:
Bu konu 30.06.2009 14:35:47 tarihinde, Sila44 tarafindan cevaplandi.
Güzel bir paylasim olmus ellerinize saglik
--------------------
İmza Kalbin aglasa da gülümse inadina...
30.06.2009 14:35:47
        

[1]
     

Foruma Açılan son 5 konu
Açan
Forum istatistikleri
HASAN HÜSEYİN ÖZTÜFEKÇİ VEFAT ETTİ..
onbasioglu
SAİME ÖZGÜR VEFAT ETTİ..
onbasioglu
İBRAHİM GÜRER VEFAT ETTİ..
onbasioglu
İFAGAT KORKMAZ VEFAT ETTİ..
onbasioglu
HAYRETTİN KELEŞ VEFAT ETTİ..
onbasioglu
Forumdaki 8 Kategoride 44 Forum var, Bu forumlara açılan 4262 Konuya 14047 Cevap yazıldı..
Üye :  Misafir : 1 Toplam : 1 Rekor :
Aktif Üyeler Aktif üye yok..
Genel Sorumlu - Yönetici - Forum Yöneticisi - Editör
Sitede aktif : 1
İyiki Doğdunuz Nice yıllara.. » semih , » sessizgemi25 , » abdullah , 
» Bugün Giriş Yapan Üyeler : 0

Bu Sitedeki Yazı ve Resimler İzinsiz Kullanılamaz Her Hakkı Saklıdır.2004© Copyright Yesilyurt Web Te@m
Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi/kuruma ait olacaktır. yesilyurtunsesi.com sitesinde yayınlanan materyaller kişilere aittir. yesilyurtunsesi.com ile bir ilgisi yoktur. yesilyurtunsesi.com sadece materyallerin yayınlanmasına müsaade eder. Bu Site MSAJANS Sponsorluğu ve YEŞİLYURT BİLGİSAYAR'ın Teknik Desteğiyle Yayınlanmaktadır.
Aspsitem
Bu sayfa: 1,16 saniyede yorumlandı.